Bir Vaktin Dördüncü Hâli

Mehtabın efruzunda düşünce denizinde ayaklarım. Başım bi suyun gerilimindeki aynamda bi feza da. Fezaya ihtişamı veren şey sanki bizden uzak oluşu, bakınca huzuru veren sanki ulaşılmazlığı. Yanımda bir kitap, satıraralarında bir dilber, sonunda bir bülbül. Poyrazın kemaliyle fink atan sayfalar, bir muamma faslını açıyor. Sanki suya suret veren dillendirlmemiş bir hikâyeyi yutmuş. Kütüklerin paslı gıcırdayışı, sesten ürken bir yavrunun kulaklarını kapayışı misali, bir şeyleri duymaktan kaçıyor gibi. Damarlarda dolanan kanım keskin bir virajı geçercesine içimi ürpertiyor. Eğimekle, kırılmak arasında bir dar geçitteyim. Gözbebeğimden giren ışık, suya hayat veriyor. Kış ile sonbaharın buluştuğu, ağaçtaki son yaprak gibi düşmek ile düşmemek arasında tik tak ediyor hisseyaplarım. Unutmak istiyordum bir müddet düşünmeyi. Biçare bir şekilde gözlerimi kapatıp, derin bir uykuya, kelâmı unutup öylece kalmak istiyorum. Çok mu şey istiyorum. Ne zaman buraya gelsem bana hep bir şeyl...