Bilirsin ufuklara açıldığın bir yolda, dikenle de gülle de hemhal olursun, yazın ortasında içinde bir zemheri yaşar. Sabah ezanında halet-i ruhiyendeki o huzur,iki dudak arasındaki bir kelime ile bozulacağını bilirsin. Bazen hayatının yorgunken göz kapaklarındaki gibi seyireceğini de bileceksin. Gece kendinle yalnız kaldığında, kafandaki derin kuyularda avazı çıktığı kadar bağıracak şeylerin olacak. Bazen öğlen yirmi dakika uyumuş gibi ehvenişer bazen müteessir olacaksın. Ama bilirsin her şeye rağmen atan bir kalbin olacak. "Bir yanılgının, binlerce yenilgiden daha keskin olduğunu gördüğünde eve dönmek isteyeceksin ama ev; kapı duvar olacak. Ve sen, bildiğin denizlerde yeniden boğulacaksın. Aşina yüzler el olacak, ve yalnızlığı şah damarında hissedeceksin. Sonra geçecek. Her şey geçer, bilirsin. Ve sonra yolun tam ortasında ayaklarının dermanı kesilecek, dizlerinin üzerine çökeceksin. Düşmekten korkma, düştükçe daha da güçleneceksin. Sonra herkes kaybolacak, gölgen bile seni terk ...
Yazın kavurucu sıcağında bir ağacın gölgesinde oturuyordum, ellerim çalışmakla meşguldü. Beynimde yönsüz fırtınalar kopuyordu. Birden irkildim, bir bildirim. Gelen bildirim fırtınayı daha da büyüttü, çünkü gelen mesajın başka bir fırtınanın habercisi olduğunu biliyordum. Ali yine bir şeyler deniyordu.. Soğuk bir günün karanlık akşamı. Bu kimsesiz beden bir ağacın dibinde oturmuş,en ufak bir ışık zerresi için gökkubbeye bakıyor. Kimsesizliğin karanlığını minik bir aydınlık ile söndürmek için. Ama yok. Değil ay,yıldızlar bile merhametini çekmişti üzerimden. Bağırmak istedim. Ama sustum. Hem bağırıp da ne yapacaktım. Kendimi karanlık,sessiz ve kimsesizliğin huzuruna bırakmak varken. Kulağımda sadece benim duyduğum yavaş,hüzün,huzur dolu keman ezgilerine bırakmak varken. Sessizdi her yer. Keman sesi kulaklarımı doldursa bile. Karanlıktı her yer. Kalbimin ışığı gözlerime vursa bile. Gerçi kalbimin ışığına bakmayalı çok olmuştu. Gözüm hep kalpteki o siyah noktada,suratım asık. Hafiften bir k...
Ve insanların sekülarite adına bir bukalemun olduğu, Her tarafı irin kokuşmuş, paslanmış kelimleriyle Gün yaptığı dünyadan sıyrılarak ayrıldım. Kan kokmuş coğrafyanın azizliğine uğradım, Kalabalığın içindeki sadelik uğruna, Hep bir münzevi pencereye attım pençelerimi Gün ağardı ama üzerimdeki hüzün karardı hep.. İki memleket değiştim içimde Bir yanım doğu bir yanım batı oldu Kendimi tanıyarak sıyrıldım bu coğrafyadan Bu bir başkaldırıydı, yaban düşüncelere karşı Biliyorum garipsenecek ama bu; yaşanılacak.. Çivisi çıkmış bir dünyaydı evet Bu demek değildi pes edilecek, Bilinmeli ki kırılan her kalem Her iki uçtan yazarak Daha da heybetlenmiştir
Yorumlar
Yorum Gönder