Ve insanların sekülarite adına bir bukalemun olduğu, Her tarafı irin kokuşmuş, paslanmış kelimleriyle Gün yaptığı dünyadan sıyrılarak ayrıldım. Kan kokmuş coğrafyanın azizliğine uğradım, Kalabalığın içindeki sadelik uğruna, Hep bir münzevi pencereye attım pençelerimi Gün ağardı ama üzerimdeki hüzün karardı hep.. İki memleket değiştim içimde Bir yanım doğu bir yanım batı oldu Kendimi tanıyarak sıyrıldım bu coğrafyadan Bu bir başkaldırıydı, yaban düşüncelere karşı Biliyorum garipsenecek ama bu; yaşanılacak.. Çivisi çıkmış bir dünyaydı evet Bu demek değildi pes edilecek, Bilinmeli ki kırılan her kalem Her iki uçtan yazarak Daha da heybetlenmiştir
Bilirsin ufuklara açıldığın bir yolda, dikenle de gülle de hemhal olursun, yazın ortasında içinde bir zemheri yaşar. Sabah ezanında halet-i ruhiyendeki o huzur,iki dudak arasındaki bir kelime ile bozulacağını bilirsin. Bazen hayatının yorgunken göz kapaklarındaki gibi seyireceğini de bileceksin. Gece kendinle yalnız kaldığında, kafandaki derin kuyularda avazı çıktığı kadar bağıracak şeylerin olacak. Bazen öğlen yirmi dakika uyumuş gibi ehvenişer bazen müteessir olacaksın. Ama bilirsin her şeye rağmen atan bir kalbin olacak. "Bir yanılgının, binlerce yenilgiden daha keskin olduğunu gördüğünde eve dönmek isteyeceksin ama ev; kapı duvar olacak. Ve sen, bildiğin denizlerde yeniden boğulacaksın. Aşina yüzler el olacak, ve yalnızlığı şah damarında hissedeceksin. Sonra geçecek. Her şey geçer, bilirsin. Ve sonra yolun tam ortasında ayaklarının dermanı kesilecek, dizlerinin üzerine çökeceksin. Düşmekten korkma, düştükçe daha da güçleneceksin. Sonra herkes kaybolacak, gölgen bile seni terk ...
Bazen mahsuni bazen münzevi anlarımız olur, bir içsel hesaplaşma sanırım bu. Bir olay, bir kişi, bir toplum belki de bir çiçek buna sebebiyet verebilir. Öyle bir haldir ki gökyüzü aydınlıkken kara bulutlarla savaşır insan. Kirpiklerinin arasından seller akar, kaşları istemsiz neşter olur. Üzdüğünde de üzüldüğünde de en çok üzülen yine sen oluyorsun, üzdüğün için de üzülen sensin, üzülen sen olduğun için de. Bir girdap olup göğsünün tam ortasına yerleşir bu, çöker kalır. Bu ıstırap ne çekilmiş bir acıya benzer ne de kaybedilmiş bir şeye, geri dönüşü olmayan bir şeydir, açılmış yara gibi iyleşse de iz bırakır. İnsan bazen durup düşünüyor, bu kadar çaba boşuna mıydı,bunca yaşanılmış hayat bunca kaydedilmiş duygu bunca yeşermiş çiçek, bunlar hep ne için var oldu. Anlamsızlık için mi? Testi kırıldı mı bir kere eski haline dönmezmiş, insan kalbi de öyledir heralde. Üç günlük dünya uğruna kainatın acısını yüklüyor bazen insan ne can dayanır buna ne göz...
Yorumlar
Yorum Gönder