Kayıtlar

Ağustos, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mutluluk

Resim
Geçenlerde okuduğum çok güzel bir kitaptan bir şeyler paylaşmak istiyorum, mutluluk ile ilgili bir bölüm vardı çok beğenmiştim, belki dönüp biz de ahvalimize bakıp bir tefekküre gireriz. Bu vagon nereye gidiyor diye..                                        Mutluluk Akıl ve vicdan sahibi her insan, hatta basit bir hayvan bile bu varlık ve kalabalıklar âleminde ihtiyaç duyduğu andan itibaren mutluluğu aramaya başlar. Bu öyle değişmez bir kanundur ki doğa kanunları değişse bile değişmez. Hayvanlar zihinsel kanaatlerine göre genellikle göreceli bir mutluluk bulur. İstekleri, zevkleri ve düşünceleri sınırlıdır. Ama insan öyle midir? İnsan hariç... Ozlem duyduğu şeyin ne olduğunu tam anlamıyla bilmediğinde bile arzusunda sınırsızdır. Nice mesut kimseler vardır ki hırs ve istek nedeniyle aslında mutlu olmadığını düşünür. Dünyayı cehenneme çevirir. Zaten en basit, en ilkel insanın, ha...

İştiyak

Herkesin mazisi farklı bir ses tonundan çalar kalbinde, içinde tutamadığı notalar, satır araları olur bazen.. İnsan neye üzülüyor biliyor musun.. Uzağı veya yakını göremediğine değil.. Kendisine neyin yakın neyin uzak olduğunu görememesine üzülüyor azizim.. Sevginin şehvetine kapılır bazen Güneş her gün doğar batar bazen güneşimizin önünde bir dağ vardır, birileri ne güzel manzara diye bakabilir, bilmezler ki aydınlığının önünde bir perde. Bunları yazarken sevdiğim bir hocanın şu dizleri aklıma geldi yine   Gecenin serinliğinde okuduğum bir şiiri paylaşmak istiyorum, Sedat abi ne güzel de içindeki duyguları paylaşmış, ayni coğrafyanın insanı olduğumuz için belki de kendime ait bir şeyler buldum. Okurken geçmişe dalıyorum sessiz ve sakin! KENDİNİN ÖLÜSÜ Hayatımız cevapsız bir sedâ değil mi? "Mayası sevgidir bu dünyanın" derdi dedem Peki doğarken hayata maya olur mu sevgi? Ölümü kanıksayan insan Silebilir mi yine de zihnindeki gömülmüş tüm hayalleri Söyleyeceği her şeyi ölmüş z...

Müteessir

Yazın kavurucu sıcağında bir ağacın gölgesinde oturuyordum, ellerim çalışmakla meşguldü. Beynimde yönsüz fırtınalar kopuyordu. Birden irkildim, bir bildirim. Gelen bildirim fırtınayı daha da büyüttü, çünkü gelen mesajın başka bir fırtınanın habercisi olduğunu biliyordum. Ali yine bir şeyler deniyordu.. Soğuk bir günün karanlık akşamı. Bu kimsesiz beden bir ağacın dibinde oturmuş,en ufak bir ışık zerresi için gökkubbeye bakıyor. Kimsesizliğin karanlığını minik bir aydınlık ile söndürmek için. Ama yok. Değil ay,yıldızlar bile merhametini çekmişti üzerimden. Bağırmak istedim. Ama sustum. Hem bağırıp da ne yapacaktım. Kendimi karanlık,sessiz ve kimsesizliğin huzuruna bırakmak varken. Kulağımda sadece benim duyduğum yavaş,hüzün,huzur dolu keman ezgilerine bırakmak varken. Sessizdi her yer. Keman sesi kulaklarımı doldursa bile. Karanlıktı her yer. Kalbimin ışığı gözlerime vursa bile. Gerçi kalbimin ışığına bakmayalı çok olmuştu. Gözüm hep kalpteki o siyah noktada,suratım asık. Hafiften bir k...